Tasarımı Kaydet  Kapat

Mesut UÇAKAN ile “Fikir Meclisi”

TEKDER İstanbul İl Başkanlığı daha önce salon programı olarak icra ettiği “Fikir Meclisi” programlarını pandemi döneminde dijital platforma taşıdı. Uzaktan bağlantı ile düzenlenen “Fikir Meclisi” bu ay Reis Bey, Kelebekler Sonsuzluğa Uçar, Yalnız Değilsiniz gibi filmlerle bir neslin bilinçlenmesine vesile olan Senarist, Yönetmen, Yapımcı Mesut UÇAKAN ile gerçekleştirildi. “Sinema ve Medeniyet İlişkisi” konusuyla sinema üzerine yapılan söyleşide Mesut UÇAKAN “Medeniyet, kavram kökü itibariyle insanlığa yararlı işler sunmak diyebileceksek, insanı ruhsal olarak yoğuracak medeniyetlere çokça rastlayamayız. Bunu, İslam medeniyetinde görebiliyoruz. Medeniyet meselesini kavrayamayan entelektüel Müslüman, çok eksiktir.“ ifadelerini kullandı. 
 
“Müslüman, inancını yaşamaya çalıştığı vakit, dışardaki çalışma şartları ile çatışmalar başlar. Bunlara medeniyet çatışması olarak birçok örnek verilebilir. Bunları az çok benimsemişken sinema sektöründe çalışmaktayız. Mesele, imani bir mesele ve bu karar verme konusunda baktığınız zaman fetva meselesine dayanıyor. Bu konuda gerek yeterli yetişmiş İslam aliminin olmaması gerekse İslam alimlerinin sinemadan uzak kalmış olmasından dolayı kararların bize kalmasına sebep oluyor..” diyerek sinema sektörüne nasıl yönlenilmesini beyan ederken “Sinema batı ürünü ve teknolojinin bir sonucu muhakkak. Bizim kültürümüzde sohbet vardır ve bu şekilde manevi sermaye de paylaşılır. Sinema, “hayır” diyor, görüntüyle anlatabileceğin bir şeyi diyalogla anlatamazsın.” diyerek sinema ile kültürümüz arasında var olan ilişkinin altını çizdi. 
 
Medeniyetimiz çerçevesinde bakarken sinemada öncelikle;
* Evlilik sahneleri, küfür sahneleri gibi sahnelerde nasıl fetvalar vardır, nasıl kararlar alınması gerekir? 
* Rol gereği birbirine namahrem olan iki genci evli yapmak durumundayız sahne ve senaryo gereği evlenmiş gibi oynatabilir miyiz? 
*Kadın unsurunu yok sayarak biz toplumu anlatabilir miyiz? 
*Hayatın her alanında kadın varken peki ben kadını göstermeden toplumu nasıl anlatacağım? Sorularının cevaplarının bulunması gerektiğini belirten Mesut UÇAKAN sinema sektörünün sadece senarist, yönetmen, yapımcı ve oyuncular tarafından değil İslam Alimleri tarafından da detaylı olarak irdelenmesi gerektiğine dikkat çekmiştir. Bu fetvaların yanında birçok insanın çektiği filmlerden etkilenip yaşayışında önemli değişimlerin olduğunda, bu konuda birçok dua aldığını söyledi. Mesut UÇAKAN "Benim bütün filmlerim birer duadır. Aslında, her an namazda olması gereken bir Müslümanın her sözü ve davranışı da birer dua hükmündedir. Fakat filmlerim de duadır ve inşallah bütün o duaları diğer dualarla birleştirerek sunma çabası içerisindeyiz.” dedi. Sinema ve Gençlik ilişkisinde ise “Gençlik çok önemli. Ahlaki, sanatsal, kültürel, siyasal bir çok konuda filmlerimizi gençliği dikkate alarak çekiyoruz. Gençler, çok çarpık dinleri ve din adamlarını gördükleri ve herkesin kendine göre dini şekillendirdiği için dine karşı soğuk hale geliyor. 70‘li yıllarda ciddi anlamda okuyan ve her şeyden haberdar olan bir gençlik vardı. Gençlik, toplumu kurtarma adına sol-sağ parçalanmıştı ama onlar da toplum için kafa yoran insanlardı. Müslümanlar bazında düşünürsek televizyon, sinema gibi mecralarda toplumsal olarak bastırılmışlardı. Sinema topluma ait bir zevktir. O dönemde mazlum olan Müslümanlar kendilerinden olan oyuncuları izlemek istiyorlardı ve bu yüzden bizim filmlerimiz patlamıştı." dedi. 
 
Her sektörde olduğu gibi filmde de finans kaynağının önemine değinen Mesut UÇAKAN “Borç harçla yapılamıyor çünkü bağımsızlığını kaybediyor. Gişe şartları var bu yüzden yaptığınız film seyirciyi heyecanlandırmalıdır. Bunlar yapılmadığında, milleti düşündürücü şeyler istenmiyor. “Seyirci izlesin de para kazanayım" düşüncesi Müslümanca bir düşünce değildir. Bu yüzden filmler de Allah‘ı düşündürmelidir. Finans yok, seyirci profiliniz kısıtlı ve her yaptığınız iş vebal düşüncesiyle çekilince baya daralıyorsunuz. Toplumun geneli soru sormayandır. Günümüzde gençler, zevkleri doğrultusunda hareket ediyorlar. Dijital platformların çok ciddi üzerinde durulmalıdır. Netflix benzeri bir platformla birçok milli hassasiyeti yansıtan filmleri bir araya getirmeliyiz. Kendi değerlerimizi güzel anlatanları bir araya toplamalıyız. Bu oluşumlar, bizlerin imkanıyla yapılacak işler değil, idealist yatırıcılara ihtiyacımız var. Dar alanda sanat yapmak farkındalık yapar. Sizleri kahraman yapar. İnancımızı büyük kitlelere nasıl ulaştırabiliriz diye çalışıyoruz. Nema, para, kariyer amaç değildir, araçtır. Dar alan, inanç ile yaptığınız iş arasında kalma meselesidir." ifadeleriyle güncel durumunda sinema sektöründe ulaşılması gereken bakış açısı ve vizyonu ortaya koymuştur. 
 
TEKDER İstanbul tarafından düzenlenen “Fikir Meclisi” devam etmekte olup katılım sağlamak için lütfen irtibata geçiniz.